dolabın üstünde beş taş
biri ben biraz sivri biraz solgun
birkaç kara kuru tablo asılı
aralarında sırıtan gün batımı
içimi ısıtıyor beraberinde
bir mum çocukluk kokuyor
soğuk kış gecelerinde şömineden kalma
biraz sarı alevler kırımızı
odun parçaları bir ölüyor
bir doğuyor göz açıp kapamaya kalmadan
halıyı okşuyorum ayaklarım çıplak
pazardan alınma pijamalarim
kadife kumaşları koyu zümrüt
beş yalnız duruyor
dolabın üstünde
beş taş
koridor şimdi arkamda kaldı
oralar hep soğuk hep karanlıktır
gitmeyelim oraya burada kalalım
gelecek kimsecikler yok
beklediğim yok ne de bekleyenim
gözlerim ayaklarıma baka durur
utanmak değil bunun adı belki hüzün
belki biraz sitem ama neden
kar kristalleri dans ederken
dalar giderim istemeden
camdaki buğuda iki damla göz yaşı
6 yaşında bir kız çocuğunun imzasi
büyük ahşap evlerde yaşayan
karanlık koridorlardan korkan
arkamda kaldı şimdi
koridor şimdi arkamda
dönmeyelim oraya