Friday, April 11, 2025

korkağın hikayesi

bir gün korkak adında beyaz bir sokak kedisi
tekinsiz sokaklar ve çöp kokusu içinde
iltihapları kokan yaralarıyla yalpalarken
dar karanlık sokağın sonunda sarı bir ışık görmüş.

sarı ışık saçtığı sıcaklıkla adeta yapay bir güneş
korkağı manyetik alanına alan bir süper güç
geceden kalmaya alcaseltzer, kalp kırıklığına bir kucak
belki de korkağın tekrar cesur olmasına bir şansmış.

korkağın karaları önce kabuk tutmuş,
kabuklar atmış, yara izleri kalmış sadece geriye.
sarı ışık yara izlerini öpmüş ve yara izleri tenin içine erimiş sıcaklığıyla.

sarı ışığa attığı her adımda şefkati,
geri attığı her adımda sabrı öğrenmiş.
güneşin maviyle dansı gibi turkuazda bütünleşmiş
sarı ışıkla dansı adeta bir doğum gibiymiş. 

hayatın cilvesi ki yara yaradır ki 
yerleşen iltihap kana karışınca
kalple beynin orta noktasına yerleşince
korkaklar doğarmış.

korkaklar kendi çöplüklerinde
acı ve öfke şehrinde hüküm sürerlermiş. 
kin ve dehşet sızan çatlaklardan beslenir,
sevgisizlikten güç bulurlarmış.

hikayemizin korkağı bu tozlu beyaz kedi
sarı ışığa yakınlaştıkça, geldiği şehri unutuvermiş. 
vahşi yapısı uysallaşmış, nasırları yumuşamış,
sarının ışığıyla duş almış, temizlenmiş, parlamış. 

taa ki bir gece korkağın rüyasına
geldiği korku imparatorluğu girmiş ki
sarının ışığının üstünü kara bir çarşafla örtmüş.
korkak kör olmuş. 

karanlık, soğuk ve kan kokan bir arka sokakta
yapayalnız bulmuş kendini korkak kedi.
karanlıkta yolunu bulmak için salladığı patilerinin açtığı yaraları görmeden
panikle koşmuş ve ışığı aramış, ama bulamamış. 

bir gün karanlık sis çekilmiş ansızın. 
korkak ellerine baktığında, akan sarı kanları görmüş
ışıktan artık iz yokmuş...