Tuesday, July 17, 2018

elini korkak alıştırma
bedenim çırılçıplak ortada
sana boyun eğmiş dizlerim
sakın bana acıma
now I shall pay for the price
of your sanity
with the loss of mine
in a pitch black night

now I shall pay for my love
lonely and longing
it looks a bit bluer now 
in the bright daylight

now I shall pay for your sins
with a sacrifice
it's my heart terrorized
by your hollow eyes


Sunday, July 15, 2018

the pretty boy,
the broken boy,
the first boy,
to kiss me.

the ugly boy,
the angry boy
the last boy,
to fool me.


Friday, May 25, 2018

delirmenin köşesinde sek sek

koş bak balonun ipini kaçırdın elinden
ne kadar yukarı zıplarsan zıpla boşa
gökyüzüne doğru süzülürken o,
sen üstüne boşalan yağmura boyun eğeceksin
yıldırım çaksa belki
yanık plastik kokusu
ve maviden dönme bir avuç kül
dinle bak mağaradan yankılanan çığlıkları
isminizi duvarlardan siliyorlar

Tuesday, May 22, 2018

küçüğüm

yavaşça siliniyorsun hatırlarımdan
bir ucundan yakalayayım derken yorganın
her sabah kendimi yerde yatarken buluyorum
çıplak...

yağmurlar ayak izlerimizi temizliyor sokaklardan
ne kadar koşsam da şemsiyemle yetişemiyorum
zamana karşı bu savaşta yeniliyorum
bitkinim...


Friday, May 18, 2018

eğer sesimi duyarsan bir gün diye

yazıyorum
mavi gözlü küçük kızın yaşları dinsin diye
hayal kuruyorum
umudum korkularımdan daha dişli

vazgeç
-e
-miyorum


pembe yalanlar serpiştirdim sütüme

inandıklarım ve avunduklarım
bir kuş şakıması gibi indi yağmur birden başımdan aşağı
kara bulutlara tutmaya çalıştığım fenerin pili mi bitiyor
oysa ben hazır değildim yalnızlığa
gözlerime inen perdenin aralanması için fazla çocuğum belki
biraz yaralı
biraz fazla umutluyum sanki
hayatın okkalı tokadını kaç kez yersem yiyeyim
ben bir sokak kedisiyim
iştahlı ve doyumsuz
biraz düşkün
biraz fazla yalnız
belki çok aşığım ya da yalancıyım
kendi kalbime hissizce
ninniler söylüyorum başka diyarlardan gelme
burada manası olmayan sözlerle
pembe bir masal anlatıyorum her gece

papatya fallarında hile yapıyorum evet
oysa her seferinde sevmiyor çıkıyor

gurur ve dikenlerimizin kölesiyiz

-neden hiçbir şey söylemeden gittin
-öyle
-bu bir cevap değil
-ya sen neden merak ediyorsun
-çünkü,
çünkü çok incindim
-seni incitmek istememiştim
-o zaman neden incittin
-incinebileceğini düşünmedim
incinmek için değer vermek gerekir

ben sana aşık olmuştum halbuki

soruma cevap vermedin
-korktum
-neyden korktun
-incinmekten

Monday, May 14, 2018

hoşçakal

bu sabah uyandığımda sessizlik çok ağır geldi
rüyalarımda gözlerin beni terk edemedi

çok basitti
böyle bitmemeliydi

bir adım attım içimde, sanırım biraz kırgındım
elimdeki boş şişeyi salladım, sanki ağladın




Sunday, May 6, 2018

ne güzel şey seni sevememek

kalbim çok boş şimdi
biraz sen varsın biraz da kırıklardan sızanların
eldeyse hiç ve belki
kendimden eksilenler

seni sevmeye bile hakkım kalmazken
önümden her geçtiğinde içimde ezilen bir parça
her sabah kalktığımda yoluma bakmamı söyleyen sesler kulağımda ama
kulaklarımda sesin çınlıyor: gülmek sana çok yakışıyor

lekenen sokaklarda yürürken her sabah
ve sarhoş akşamlar senden değil de yabancı bedenlerden eve dönerken
gözlerimin önünde beliriyor beraber söndürdüğümüz sokak lambaları
biraz özlem kokuyor içimi acıtıyor

geceleri yıldızları arıyorum gökte
sense onları bulmuştun yüzümde

Wednesday, May 2, 2018

gözlerimi açtığımda mevsimlerden bahardı

oysa kalbim
hala çözülmemiş
ellerimi ellerinde ısıttığım şubat ayazı
ansızın gidişinden bile ıssızdı