Sunday, October 25, 2020

Sunday, September 27, 2020

-

* sesimi kaybettim kalbimle beraber, kendimi kaybettim sonraki sabahları görmek için. 

Tuesday, August 18, 2020

bella ciao

elimde kırıklar
keskin ve düşman
hayallerim vardı
kurmamak için yemin ettiğim. 


tanıdık ağrılar

inatçı ve pişkin

sorularım vardı

sormaktan vazgeçtiğim. 

Thursday, October 3, 2019

---

ansızın bir heykele dönüştüm karşında
soğuk ve sabit
ağzında kurtulamadığın o acı tad oldum
alışık ama huzursuz

gözlerime perde indi birden
gece gündüz bir ve
ben gülmez oldum
güneşin gölgelerin arkasındaydı şayet
sadece ben değildim bunu bilen, sen
görmeyi reddetsen de terk de edemedin
senden korktuğum anlar oluyor
çarşaf gibi uzanan deniz gibi gözlerin
aniden pasifik fırtınalarıyla çalkalanıyor

---

açıklarda bir kucuk yelkenli ise ben

Wednesday, January 2, 2019

mutlunun hikayesi vol1

mutlunun içinde bir buruk mutsuz varmış
mutlunun kalbinde dinmeyen bir çarpıntı
derisinin altına işleyen bir ayaz
yürüdüğü dikenden bir ova varmış

mutlunun bedeni kaskatıymış
iki dudağı arasında bir kurşun
mıh gibi çakıldığı üç metre bir trabzan
yüksekten korkan dört yaşında bir çocuk varmış

mutlu bir sabah dilinde eski bir türküyle uyanmış
buğulu pencerelerde yolları gözleyen annesinin sesi
her gözünü kapadığında harlanan alevler
açtığında gözlerinden kana kana bir şelale akmış

mutlu ilk defa ismini yüksek sesle okumuş
hayret, ardında bitmeyen bir uğultu bırakmış
mutlu daha yüksek sesle adını haykırınca
çatık kaşlı istanbul bir yağmurdur boğulmuş

Tuesday, November 6, 2018

masal

sebep ve sonuçlar
neden ve sessiz sorular
alınamayan cevaplar ve
mideme oturan artıklar

(sen ve ben)
denize sızan petrol ve sigarandan tüten dumanlar
güçsüz ciğerlerim ve demirden ellerin
biri sağ biri ağır yaralı,
tahmin edin ben kimim

sek rakı ve sahara sıcağı
alnımdan akan terler ve kara gözler
senden gitmek
intahardan vazgeçmek

bu sabah uyandığımda
yorganım kolların
kalbim dargın
ve sözlerim sadece bir yalandı.

Monday, October 29, 2018

ağustos güneşiydi umudumu bağladığım son direk
tuzlu deniz ruhu ve ege rüzgalarını bastım kalbimin iltahabına

oysa haziran yağmurları getirdi seni bana
yanımdan öyle yabancı gibi süzülüp gitmek üzere

Tuesday, October 9, 2018

belkisi yok

dilimi konuşsaydın belki
gözlerimdeki kışın ötesinde
ikiz kuleler gibi yıkılmış kızlığımı
senin ikliminle erittiğimi anlatırdım.

dilimi konuşsaydın belki
artık şiir yazmadığımı kahkahamdan değil
ama iki kelimeyi bir araya getiremez bir korkağın
satır aralarından okurdun.

dilimi konuşsaydın belki
yorulan ben değil de sen
ellerimi ceplerime değil ama
senin avuçlarına sokardım.

dilimi konuşsaydın belki
belkisi yok
yine de giderdin sanırım
herkesin gittiği gibi.

konuşmaz oldun kalbim, affet

göz göre göreydi
ama belki bir gün
yorulursun diye umut etmiştim